Yılın Kadınları Ödüllendirildi…

Penez Termal Otel`de Vali Mustafa Toprak`ın eşi Selime Toprak, Garnizon Komutanı Eyüp Bölük`ün eşi Sönmez Bölük, Belediye Başkanı Muzaffer Külcü`nün eşi Hatice Külcü, Ağır Ceza Başkanı Turgut Bayraktar`ın eşi Özlem Bayraktar, Emniyet Müdürü Necmettin Emre`nin eşi Selda Emre, Kadın Meclisi Başkanı Seher Öğüt, Kadın Meclis üyeleri, Belediye Meclis üyeleri, siyasi partilerin kadın kolları üyeleri ve çok sayıda davetli kadının katıldığı etkinlik saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı`nın okunması ile başladı.



Yılın siyasetçi ödülüne AK Parti Belediye Meclis üyesi Seyhan Günhan layık görülürken, yılın iş kadını ödülüne Yurdagül Sivri, yılın azimli kadını ödülüne Hacer Turan, yılın fedakar annesi ödülüne ise Münire Destan layık görüldü. Yılın siyasetçi ödülüne layık görülen AK Parti Belediye Meclis üyesi Seyhan Günhan`a plaketini Selime Toprak, yılın iş kadını ödülüne layık görülen Yurdagül Sivri`ye plaketini Garnizon Komutanı Eyüp Bölük`ün eşi Sönmez Bölük, yılın azimli kadını ödülüne layık görülen Hacer Turan`a ise plaketini Başkan Muzaffer Külcü`nün eşi Hatice Külcü takdim etti.

Toplumda kanın ve erkeğin eşit olduğunu ifadede eden Hatice Külcü, Kadınlara yönelik yapılan şiddetin son bulması gerektiğini söyledi.

Hatice Külcü, Belediyemiz Kent Konseyi Kadın Meclisi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada kadının toplumda yerinin önemine değindi.

Hatice Külcü, “Adeta bir elmanın iki yarısı gibi, toplumun iki temel unsurundan biri olan kadınlar; hatırlanma, önemsenme ve hakkını teslim etme ihtiyacına binaen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü çerçevesinde evrensel duyarlılıkla gündeme gelmektedir. Hemen hemen bütün kültürlerde, insanlığın geleneksel yaşam çizgisinde, kadının yeri hep erkekten sonra geliyor. Erkeğin fiziksel gücüne dayalı bu ayrım, biraz da insanlığın yaşadığı evrimin temellerine, ilk çağlara dayanmaktadır. Meyve toplayarak, av yaparak, ailesini yırtıcı hayvanlardan ve saldırılardan koruyarak tabiat şartlarına karşı egemenliğini ilan eden erkek, zamanla her alanda bu konumunu pekiştirmiştir. Aileden topluma ve oradan da devlet yönetimine uzanan bu erkek egemen kültür, bugünün küresel sorunlarının da en önemli sebebidir. Bugün bütün maddi ilerlemelere rağmen bir türlü barışa ve huzura kavuşamayan dünya işte bu “erkek egemen kültürün kontrolsüz gücü”; nedeniyle daha da sancılı bir geleceğe doğru sürüklenmektedir.”;diye konuştu.



Hayata Farklı Bakıyoruz…

Hatice Külcü, “Oysa biz kadınlar hayata farklı bakıyoruz. Sorunları güçle değil, akılla ve duygu ile çözmenin, dünya barışı ve toplumsal uzlaşma için önemli bir gerçek olduğuna inanıyoruz. Ve bugün yani 8 Martta hep beraber bu gerçeğin bir an önce görülmesi ve kadına hak ettiği statünün verilmesi için haykırıyoruz. Zira kadınlar hayatın hiçbir alanında; emek verme konusunda erkeklerden hiç de geri kalır durumda değildir. Hatta yaptığı iş ve üstlendiği sorumluluklar açısından kadınlar toplumun aslında en ağır işçileridir. Daha dar alanda yoğun hayat döngüsünü sağlamak, bunun bütün fiziki ve psikolojik yükünü kaldırmak kadını erkekten daha zorlu bir yaşama mahkum etmektedir. Çağımızda bütün sosyologlar bütün soysal bilimciler kabul etmektedir ki; gücün egemenliğinden, aklın ve sağduyunun egemenliğine geçişin en önemli göstergesi kadının toplumdaki statüsüdür.

Geleneksel yaşamın ağır bastığı toplumlarda bu geçiş süreci daha yavaş ve daha güç olmaktadır. Bu egemenliği elinde bulunduranlar ise aleyhlerine zannettikleri bu değişimi yavaşlatmak adına, bilerek ya da bilmeyerek bütün imkanlarını seferber etmektedirler.

Ne yazık ki bu negatif süreci en fazla da bu işin edebiyatını en fazla yapanlar tetiklemektedir.”;ded.

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaşlaşma felsefesinde, kadının çok özel bir yeri olduğunu ve cumhuriyetinbirçok gelişmiş batı demokrasisinden daha önce kadınlara siyasi haklar tanındığının altını çizen Hatice Külcü, “Atatürk, özellikle kültür ve geleneklerimizin taşıyıcısı olan kadınlar söz konusu olduğunda, modernleşmeyi şekle indirgemeden, kadınların siyasi, sosyal ve ekonomik hayata, bilim ve sanat hareketlerine aktif bir şekilde katılmalarını hedeflemiş, kadınlar için bunu çağdaşlaşma olarak değerlendirmiştir. Muasır medeniyet seviyesinin bir gereği olarak da buna işaret etmiştir.”; Şeklinde konuştu.


Erkek Günü Yok…

Külcü, “Bugün bir “erkekler günü”; yok dünyamızda. Zaten böyle bir güne ihtiyaçları da yok. Çünkü her gün erkeklerin günüdür. Zira toplumsal yapının, kurulan her yeni düzenin mimarı büyük oranda erkeklerdir zaten. Ben bu sözlerimle asla sert bir karşı duruşu ifade etmiyorum. Burada ölçüyü kaçırmış feminist bir karşı duruş ne kadar yanlışsa, erkek egemenliğini sorgulamaktan kaçış da o kadar yanlıştır. Buna işaret etmek istiyorum. Çünkü hepimiz biliyoruz ki; kadını geri plana iten anlayışın erkeklere de topluma da bir faydası yoktur. Buna karşılık kadınların hak ettiği değeri kazanması aileye de topluma da huzur getirecek, daha sağlıklı bir toplumsal yapı oluşacaktır.İnanıyorum ki böyle sağlıklı bir toplumsal yapı içerisinde, kimlik ve sorumluluk bakımından güçlenmiş kadın, yeni nesillerin yetişmesi konusunda da çok daha ciddi katkılar verecektir. İnanıyorum ki sosyal hayatta aktif olan kadın, sivil toplum kuruluşlarına da ve siyasi partilere de sinerji katacaktır. Bir vitrin unsuru olarak, belli kurullara alınan; ama fonksiyonel bir görev alanı oluşturulmayan kadınlarımız bu şekilde ülkemizin çağdaşlaşma konusundaki fotoğrafını da daha ileri boyutta ortaya koyacaklardır.


Terör en çok kadınları vurdu…

Tarih boyunca savaşlar, terör ve yoksulluk en çok kadınları vurduğunu kaydeden Hatice Külcü, “Özellikle terör konusunda yaşanan acı tecrübeler, ateşin en çok da şehitlerimizin analarının, eşlerinin ve yakınlarının yüreklerinin yandığını göstermiştir. Bu nedenle terörün bitmesi en çok da evlat acısı çekme korkusuyla yüreği ağzında yaşayan biz anneleri, kadınları sevindirecektir. Bugün devletimizden, hükümetimizden en büyük dileğimiz, en büyük beklentimiz bir an önce terörün sona erdirilmesidir. Analar ağlamasın, yuvalar parçalanmasın, yürekler yanmasın, birliğimiz, dirliğimiz bozulmasın diye verilen mücadeleye bir de bu açıdan bakmak ve destek olmak gerekir diye düşünüyorum. Ocaklar sönerken, çocuklar yetim, gelinler dul, analar evlatsız kalırken bu acılara karşı sadece nutuk atanlar; ne kadınlar gününde ne anneler gününde ne de senenin başkaca bir gününde bize nutuk çekme hakkına sahip değillerdir. Eğer geçmişte birileri çıkıp her türlü riski alarak bu sorunu çözme cesaretini gösterebilseydi bugün bu kadar ananın bu kadar gelinin yürekleri yanmayacaktı.”; dedi.


Güçlü bir irade…

Hatice Külcü, “Eğer bu sorun bugün çözülemeyecekse ne zaman çözülecektir. Biliyoruz ki sorun bugün çözülemezse gelecekte de benzer acılar yaşamaya devam edeceğiz. Şükürler olsun ki bugün devletimiz daha farklı ve daha güçlü bir irade göstermektedir. Bu güçlü irade; geleceğimizi acılar ve ayrılıklar üzerine değil, huzur ve kardeşlik üzerine inşa etme kararlılığını ve cesaretini göstermektedirler. Bu durum bizi ziyadesiyle mutlu etmekte ve geleceğimiz adına da heyecanlandırmaktadır. Çeşitli açılımların gündemde olduğu günümüzde kadınlarımızla ilgili pozitif bir ayrımcılık da gündeme alınmalıdır. Kız çocuklarının okumasının önündeki kültürel ve yasal engeller birer birer ortadan kaldırılmalıdır; hükümetimizin bu konudaki uygulamaları kesintisiz olarak devam etmelidir. İş hayatında kadınlarımıza tanınan fırsatlar, iyi algılanmalı; bu konuda daha ileri adımlar bir an önce atılmalıdır. Kadının gerektiğinde kendi ayakları üzerinde duracak kadar ekonomik gücü mutlaka olmalı, kadınlarımız bu gücün özgüveni içinde hayata sarılmalıdır. Tüm bunların yanında, 8 Matta kadınları hatırlayıp 9 Martta eski bildiğini yapmaya devam etmek; duyarsızlığın, samimiyetsizliğin, geri kalmışlığın ve belki de korkaklığın, ürkekliğin göstergesidir diye düşünüyorum. Kadına değer veriyorum diyen kişi; önce eşine, annesine, kızına değer vererek işe başlamalı. Onları eşit bir şekilde karar alma süreçlerine katmak ilk adım olmalı, ardından da empati yaparak sorumluluklar paylaşılmalıdır. İşyerindeki kadın personeline, aynı işi yapan erkek personelinden daha az ücret ödeyen kimse, duyarlılıktan ve adaletten bahsedemez. Kadının ekonomik mecburiyetini ve direnme gücünün zayıflığını kullanarak, ona, zulmetmek en büyük haksızlıktır. Ve asla şunu da unutmamalıyız ki; kadınlarla ilgili haklar, kadınlar mücadele ettikçe kazanılacaktır. Kadınlar geri durdukça, toplumun düzelmesi ve hayatın tüm insanlar için güzelleşmesi asla mümkün olmayacaktır. Hayatı güzelleştirmek için hepimizin yapacağı çok şeyler var. Evimizden, apartmanımızdan, sokağımızdan başlamak üzere; barış ve kardeşlik ilmikleri atabilir, çocuklarımızın gönül bahçelerine sevgi tohumları ekebiliriz. Toplumsal denetim organlarının aktif birer üyesi olabilir, yanlışların düzeltilmesine katkı verebiliriz. Üretim süreçlerinde rol alarak ve bunu en güzel şekilde yerine getirerek ülkemizin kalkınmasını hep birlikte sağlayabiliriz. Kavganın, çatışmanın, ayrışmanın düttürüsü fütursuzca çalınırken milli birlik ve kardeşliğin billur sesini, yurdun her metrekaresinde hep birlikte yankılandırabiliriz. Türk kadını acıdan payını fazlasıyla almıştır, yoksulluktan payını fazlasıyla almıştır, emeğinin sömürülmesinden payını fazlasıyla almıştır. Ancak ülkenin nimetlerinden payımızı henüz alamadık. Bu gerçek tüm çıplaklığıyla ortadadır ve bu gerçeğin inkarı hiç kimse tarafından da mümkün değildir. Kadınlar olarak bugün en büyük arzumuz, en büyük isteğimiz; huzurun, kardeşliğin ve dostluğun; dünyayı şefkatle, sevgiyle sardığını, kucakladığını görmektir. Bunun gerçekleşmesi için de yine görev öncelikle bize düşmektedir. Bu inançla, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nüzü tekrar içtenlikle kutluyorum”; şeklinde konuştu.



Yılın fedakar annesi ödülüne layık görülen Münire Destan`ın plaketini ise Ağır Ceza Reisi Turgut Bayraktar`ın eşi Özlem Bayraktar verdi.

Hatice Külcü`nün kadınların gerektiğinde kendi ayakları üzerinde duracak güce sahip olması gerektiği, kadına hak ettiği statünün verilmesi için erkek egemen dünyada kadınların birleşmesi gerektiği, açılımların yapıldığı günümüzde kadınlara pozitif ayrımcılık sağlayacak açılıma da ihtiyaç duyulduğunu belirttiği konuşmasından sonra Seher Öğüt de bazı temennilerde bulundu.

Kadın Meclisi ile ilgili sinevizyon gösterisinden sonra ise Yılın siyasetçisi Belediye Meclis üyesi Seyhan Günhan`a ödülü Selime Toprak, yılın iş kadını Yurgagül Sivri`ye ödülü Sönmez Bölük, yılın azimli kadını Hacer Turan`a ödülü Hatice Külcü ve yılın fedakar annesi Münire Destan`a da ödülü Özlem Bayraktar tarafından takdim edildi.

Etkinlik yemek yenilmesi, gitar dinletisi ve Belediye Türk Sanat Müziği Korosu`nun konseri ile sona erdi.


09 Mart 2010
293 kez görüntülendi